Tuesday, 10 April 2012

CENGIZ CANDAR LONDRA IZLENIMLERI VE VAN DEPREMINE ILISKIN YAZI


Van’ın acı siyasi dersi

29 Ekim 2011 Cumartesi 01:24
Van depreminde, çok güzel dayanışma örneklerine karşılık, depremzedeler bakımından can sıkıcı bir karmaşa yaşandığını, bir bakıma “devlet”in “çuvalladığını Londra’da anladım.
Londra’da “Center for Turkey Studies and Development” adında ömrü bir yılını doldurmayan bir “Merkez” ve başında 30’lu yaşlarının en başında İbrahim Doğuş adlı bir beceri ve yetenek harikası bulunuyor. Bu kuruluş, Türk’ünden Kürt’üne, Alevi’sinden Sünni tarikatçısına, Kıbrıs Türklerine herkese uzanıyor ve Türkiye odaklı çalışmalarının içine dahil ediyor. Şu ara, deprem için büyük yardım topluyor.
Kuruluşun etkisi İngiliz kurumlarının üzerinde hissediliyor. Londra’nın 32 alt belediyesinde 18 seçilmiş Türkiyeli (12’si Kürt ve Alevi) mevcut. Bunların bir bölümünün seçiminde “Center for Turkey Studies”in büyük etkisi var. Seçilenlerin tümüyle de ilişkisi.
“Merkez”, başta İşçi Partisi, bütün İngiliz partilerin üst yönetimi ve taban örgütleri ile de yakın ilişkiler geliştirmiş durumda. Bu yıl 5 Nisan’daki açılışını Başbakan Yardımcısı ve Muhafazakarlar’ın koalisyon ortağı Liberal Parti lideri Nick Clegg yapmış.
Bizim “devlet”, Londra’yı ziyaret eden Tayyip Erdoğan’a görüşmesi sırasında Nick Clegg’e bu “Merkez”in açılışına katılmaması gerektiğini söylemesini telkin etmiş. Nick Clegg, herşeye rağmen, açılışı yapmış.
Yani, dışarıdaki “Resmi Türkiye”, dışarıdaki “Sivil Türkiye”ye, ikincisinin ilişki kurma çabalarına rağmen, uzak duruyor. Uzak durmakla kalmıyor, Başbakan’ı da dolduruyor, İngiliz siyasetçilerine yönelik sonuç alınamayan “kulis”e yöneltiyor.
Van başarısızlığının ardındakiler
Bütün bunların Van depremi tablosuyla ne ilgisi mi var? Var.
Van depremi bildiğimiz, farkında olduğumuz bir gerçeği bir kez daha ama büyük felaket üzerinden acı bir biçimde ortaya koydu. Bir “Devlet’in Türkiye’si”, bir de “Halk’ın Türkiye’si” var. Bunlar pek kesişmiyorlar.
Halk, deprem haberini duyduğu anda, oradan-buradan çıkan ırkçı parazitlere karşı, müthiş bir duyarlılık gösterdi, bir ucundan, Türkiye’nin diğer ucundaki Van ve Erciş’e destek olmak için büyük bir seferberlik içine girdi. Türk ve Kürt, bir “ulusal birlik” tablosunu ortaya koydu. Bir“ulus”, sadece “kıvanç”ta değil, asıl “tasa”da birlik olunduğunda“ulus” niteliğini hak eder.
Bu çerçevede ve siyasi anlamda –etnik köken ve etnik homojenlik anlamında değil- bir “Türkiye ulusu”ndan söz edebilecek isek, Van depremi bunu sağlama vesilelerinden biri olmuştur.
Devlet de, deprem karşısında aniden harekete geçti. Geçmedi değil. Başbakan Tayyip Erdoğan, yanında bakanlarla birkaç saat içinde deprem bölgesindeydi. Haklı olarak, 1999 Gölcük depreminde hükümetin günler sonra deprem bölgesine ulaştığını hatırlatarak, dönem ve hükümet farkını anlattı.
Ne var ki, koyu merkeziyetçi yönetim geleneğine sahip, Türkiye’de artık herşeyin Ankara’dan yönetilemeyeceğini bilse ve teorik planda bunu dile getirse de, koyu merkeziyetçi devlet anlayışından bir türlü sıyrılamayanlar, Van’a yardım faaliyetini yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.
Çadırlar doğru dürüst dağıtılamadı, battaniyeler yerine gereği hızda ulaşamadı. Depremin vurduğu bazı köylere hala varılamadı.
Nitekim, Başbakan da, “ilk 24 saatte başarısız olunduğunu” itiraf etti.
Daha sonraki “24 saatler”?
Büyük bir başarı öyküsü olamadılar.
Bu aslında yaşanmaması gereken tablonun temel nedeni, devlet denilen koca cihazı yöneten, devlet denildiği zaman akla ilk gelen şey olan bürokrasiye hükmeden hükümet ile Van ilinin çoğunluğunu desteğini almış olan BDP arasında, husumet ölçülerine varmış olan siyasi çekişme.
Bu yıl Van’a gittiğimde “Van’a hizmet sevdalısı” olduğunu gayet yakından bildiğim Vali ile Van halkının çok önemli bir çoğunluğu tarafından seçilmiş olan Van Belediye Başkanı arasında neredeyse hiçbir ilişki olmadığını fark etmiştim. Birinin olduğu yerde diğeri bulunmuyordu.
Temsil ettikleri yapılar arasındaki “husumet” boyutlarındaki çekişme, deprem ortamında Van halkının başına patladı.
Her ikisini biraraya ancak bir televizyon programında getirme başarısını gösteren M. Ali Birand, dün “Devlet BDP’lileri yanına çekmedi” başlıklı yazısında “saha”dan, yani yerinden, çarpıcı gözlemlere yer vererek“Ortada açıkça bir devlet-BDP çekişmesi var” diyor. “Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir bölümü, her aksaklığın faturasını devlete çıkarıyor. Devlet de BDP’lilere kucak açmıyor, hatta çalışmalardan dışlıyor.”
Niye?
Cevabı, Birand veriyor: “En küçüğünden yukarıya doğru devlet bürokrasisi ve güvenlik güçleri BDP’ye farklı bakıyorlar. Tepeden bakıyorlar. Bu şekilde koşullanmışlar. BDP’yi ülkeyi bölmek isteyen bir güç olarak gördüklerinden dolayı refleksleri hep aleyhte işliyor. Açık söylemek gerekirse, BDP’lileri düşman gibi görüyorlar.”
Devletin yeni Kürt stratejisi
Başbakan’ın Van depreminden hemen önce BDP’yi hedef alan sert suçlamalarının, deprem karşısında bile, ima yoluyla da olsa BDP’den eleştirilerini esirgememesine dönüştüğü görüldüğüne göre, devlet bürokrasisinden, felaket ortamı da olsa, farklı tavır beklenemez.
Başbakan’ın tavrının arkasında da, Ali Bayramoğlu’nun “Devletin yeni Kürt stratejisi” diye başlıklandırdığı siyasi pozisyon yatıyor. Şöyle:
  1. Siyasi iktidarın önceliği, ‘alan hakimiyeti’nin sağlanması, Kürt hareketinin KCK ve BDP üzerinden siyasi olarak; PKK üzerinden askeri olarak yıpratılmasıdır.
  2. Ak Parti bunu yapabileceğine inanmaktadır, çünkü hem PKK’nın gücünün fazla abartıldığı kanısını taşımakta, hem ordunun iç meselelerinden ve yapı zaaflarından ötürü bugüne kadar PKK’yla çok etkili bir şekilde mücadele etmediğini düşünmektedir.
  3. Bu strateji ‘PKK yok edilemez ama, beli bükülebilir, ondan sonra silah bıraktırma görüşmeleri yapılabilir, sağlıklı siyaset koşulları doğabilir’ mantığına dayanmaktadır.
Ali Bayramoğlu, bunların “hükümet politikaları üzerinde etkisi olan  sivil güvenlik bürokrasisinin ve sivil güvenlik uzmanlarının görüşleri” olduğunu belirtiyor. Benim “polis kafası” diye nitelediğim ve sorunu çözme şansı ve ihtimali olmadığının defalarca altını çizdiğim bakış açısı bu.
Ak Parti için tehlike
Gelgelelim, bu, “Devlet’in yeni Kürt stratejisi” olur ve dolayısıyla hükümet politikaları buna göre ayarlanırsa, Van depreminde ortaya çıkan“karışıklık” ve dile getirilen “ayrımcılık” da anlaşılır hale gelir.
Bütün bunların çözümü, Ak Parti’nin (Recep Tayyip Erdoğan diye anlayın) nereden geldiğini hatırlaması, “Halk’ın Türkiye’si”nin bir parçası olduğunu unutmaması, “Devlet’in Türkiye’si”ne aidiyetini sürekli sorgulamasından geçiyor.
“Devlet”i yönetmek Ak Parti’nin hakkı ama o dönüşmesi gereken“Devlet”i miras alıp, o “Devlet” haline dönüşmek ise Ak Parti’nin uzak durması gereken yanı.
“Devlet”, Ak Partilileşirken, Ak Parti’nin “Devlet”leşmesi, yüzde 50’lik seçmen desteğine sahip parti için en büyük tehlike.

CENGIZ CANDAR " VAN'IN ACI SIYASI DERSI"



INGILTERE DISISLERI BAKANLARI

Gerek bir onceki Isci Partisi hukumeti ile gerekse'de mevcut Mushafazakar Parti-Liberal Demokrat parti koalisyon hukumetinin bir cok onemli ismi ile cesitli vesilerle biraraya gelme firsatini yakaladim. Ilgi alanim olan Dis politikalar konusunda Isci Partili donemin disisleri bakani David Miliband ilede mevcut disisleri bakani Muhafazakar partili William Hague ile'de gorus alisverisinde bulundum.

Britanya'nin dis politika konusunda kolay degismeyen yerlesik anlayislarini bir kenara birakirsak, ve her iki bakan arasinda bir kiyaslama yapacak olursak, sahsi gorusum, bir onceki disisleri bakani David Miliband'in gorevinde daha basarili oldugunu dusunuyorum.

David Miliband ile



William Hague ile



Britanya Parlementosu Milletvekili Seema Malhotra'dan CTSD'ye destek

Londra Merkezli çalışmalarını sürdüren Centre for Turkey Studies and Development-CTSD (Türkiye Araştırmaları ve Kalkınma Merkezi)'ne olan destek büyüyor.


Geçtiğimiz yıl İngiltere Başbakan yardımcısı Nick Clegg'in katıldığı görkemli bir organizasyon ile kuruluşunu ilan Merkez'e Britanya siyasetçilerini desteği artıyor.

Danışma kurulu üyelerinin çoğu milletvekili ve Avrupa parlementosu milletvekillerinden oluşan CTSD'ye bir destekde geçtiğimiz aylarda gerçekleşen ara seçim'de İşçi Partisindan Feltham ve Heston bölgesi milletvekili seçilen Seema Malhotra'dan geldi. Britanya parlementosunda CTSD direktörlerinden İbrahim Doğuş ile biraraya gelen milletvekili Seema Malhotra, CTSD çalışmalarını yakından takip ettiğini, yeni kurulmuş olmasına rağmen önemli çalışmalar gerçekleştirerek adınan sözettirdiğini dile getirerek, Parlemento bünyesinde CTSD çalışmalarına destek vermeye hazır olduğunu açıkladı.

CTSD direktörlerinden ibrahim doğuş, görüşmede yaptığı açıklamada, merkezlerinin Londra'da toplumsal kalkınma ve katılım anlamında önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini dile getirerek, yeni milletvekili seçilen Seema Malhotra'nın desteğine teşekkür ederek, önümüzdeki haftalarda gerçekleşecek olan CTSD çalışmalarına katılmaya davet etti.

CTSD tarafından 12 Mart'ta parlementoda'da Dengir Mir Mehmet Fırat'ın katılacağı bir panel ve 21 Mart'ta Londra'daki yerel yönetimlerin hizmetlerine ilişkin bir toplantı düzenleneceği açıklandı.



Gölge İçişleri Bakanı Yvette Cooper: Kadınlar Parlamento’da olmalı



1988 yılında İşçi Partisi'nin kadın üyeleri tarafından kurulan İşçi Partisi Kadınlar Ağı, kadınların politikada daha aktif olmalarını sağlayarak, milletvekili, belediye meclis üyesi gibi politik görevlerde yer almalarını sağlamayı amaçlıyor.

Bunun için bünyesinde çeşitli eğitim programları düzenleyen ağ, yardım yemekleri organize ederek de onlara fon sağlıyor. Tamamen gönüllük esasına dayalı olan ağın son etkinliği ise fon toplama amaçlı düzenledikleri akşam yemeğiydi.

7 Haziran Salı günü, Soutwalk'ta bulunan Ev Restaurant'ta düzenlenen yardım yemeğine konuşmacı olarak Gölge İçişleri Bakanı Yvette Cooper katıldı.

KADIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜ ÇOK ÖNEMLİ

Cooper katılımcılar ile tek tek ilgilenerek, yemekte olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Katılımcılardan yoğun alkış alan Cooper, kadınların Parlamentoda olmaları gerekliliğini vurguladı. Hackney Milletvekili Meg Miller, İbrahim Doğuş ve avukat Sevcan Bikim'in de aralarında bulunduğu çok saıda kişinin katıldığı etkinlikte bir konuşma yapan Gölge İçişleri Bakanı Yvette Cooper, kadın örgütlülüğünün çok önemli olduğunun altını çizerek, "Gölge kabinenin yarısı kadınlardan oluşuyor ve bu çok olumlu bir durumdur. Kadınların sosyal yaşamında meydana gelen olumlu değişimler kadınları evleri ile sınırlı tutmaktan kurtarıp siyasete daha aktif katılmalarını sağlıyor. İşçi Partili kadınlar aktif olmalı ve güçlü bir ağ oluşturmalılar" dedi.

Çekilişin de yapıldığı yemekte verilen hediyeler ise şöyleydi: iki kişilik yemek, imzalı Ken Fallet kitabı, imzalı Gordon Brown'un son kitabı, imzalı Roger Stevens çocuk şiir kitabı, imzalı Tony Blair biyografi kitabı ve şampanya.

Açık arttırmanın da yapıldığı yemekte toplanan fonlar ile kadınlara destek olunması amaçlanıyor.



KEN LIVINGSTONE'A BUYUK DESTEK

Londra'da yaklaşan büyükşehir belediye seçimlerinde İşçi partisi adayı Ken Livingstone'u desteklemek için Kurds for Labour ve United Alliance for Labour işbirliğinde Londra merkezde görkemli bir dayanışma etkinliği düzenlendi.

Mayıs 2012'de gerçekleşecek olan Londra büyükşehir belediyesi seçimlerini favori ismi olarak görülen eski Londra büyükşehir belediye başkanı Ken Livingstone onuruna düzenlenen etkinliğe çok sayıda tanınmış işadamı, toplum temsilcisi ile siyasetçi katıldı.

İşçi partili Hackney belediye meclis üyesi Feryal Demirci, Haringey belediye meclis üyesi Dilek Doğuş ve Enfield belediye mecli üyesi Yusuf Çiçek'in birlikte sundukları etkinliğe Ken Livingstone'nun yanısıra Avrupa'dan sorumlu gölge devlet bakanı Wayne David, Milletvekili Andy Love, Eski milletvekili Nigel Griffiths, belediye meclis üyeleri Ali demirci, Sheila Peacock, Joe Goldberg ile Irak parlementosu kürt milletvekillerinden Dr Mohammed Kayanı, Kürt ve Türk toplum temsilcileri Mustafa Topkaya, İbrahim Doğuş, Dr İsmail Bulut,İTSEB başkanı Ali Özbek, Avukat İbrahim Sal ile işadamlarından Can Uçar, ibrahim İnce, Hamdullah Erpolat ile çok sayıda tanınmış şahsiyet katıldı.

Yoğun katılımın olduğu etkinlikte birer konuşma yapan belediye meclis üyeleri Feryal Demirci, Dilek Doğuş ve Yusuf Çiçek, Kürt ve Türk toplumlarının Londra'da daha güvenli ve daha huzurlu bir yaşam için Ken Livingstone'nun yeniden Londra belediye başkanı olmasını arzuladıklarını belirterek, Ken Livingstone'a her türlü desteği sunmaya hazır olduklarını açıkladılar.

Ken Livingstone ise etkinlikte yaptığı konuşmada muhafazakar-liberal koalisyon hükümetinin büyük kesintilerle Londra'da yaşayan dar gelirlileri önemli oranda etkileyecek yanlış politiklar geliştirdiklerini, şimdiki muhafazakar partili belediye başkanı Boris Johnson'un bu kesintiler karşısında hiç bir tepki vermediğini, aksine tüm kesintileri destekleyerek, Londralıların hayatına büyük zararlar verdiğini belirterek, el ele vererek, Boris Johnson'dan kurtulup, adil ve güvenli bir Londrayı beraber yönetmeliyiz dedi.

Avrupadan sorumlu gölge bakan Wayne David ise konuşmasında Gallerli bir milletvekili olduğunu, türkiyeli toplumları ve sorunlarını yakından bildiğini belirttiği konuşmasında, Ken livingstone'nun tüm toplumlar için hiçbir ayrım yapmadan çalışacağına inandığını, bu yüzden Londranın yeniden belediye başkanı olması için elinden gelen desteği vereceğini dile getirdi. Wayne David konuşmasında devamla, Ken Livingstone tüm azınlıkların, bu ülkeye geliş sebeblerini yakından bilen, bunu anlayan ve buna göre Londrada yaşamalarından kaynaklı doğan sorunlarına çözüm için gerçekçi ve kalıcı çözümler üretebilecek tek isimdir diyerek, desteğini açıkladı.

Irak parlementosunun Kürt milletvekillerinden olan Dr Mohammed Kayanı ise etkinlikte yaptığı konuşmada, kendisinin uzun yıllar Londra'da yaşadığını, 26 yıldan bu yana Ken Livingstone'u siyaseten büyük beğeniyle takip ettiğini belirterek, Ken Livingstone'un Londra belediye başkanı olmasını halinde önemli hizmetlerine devam edeceğine inandığını dile getirdi.

Gecenin geç saatlerini kadar süren yoğun katılımlı etkinlik ünlü müzisyen Sedat Sarıcı ve kızı Ezo'nun güzel müzik dinletişiyle sona erdi. 















MILLETVEKILI NICK DE BOIS "CTSD CALISMALARINI DESTEKLIYORUM"


Centre for Turkey Studies and Development (CTSD) tarafindan yurutulen calismalara milletvekillerinin destegi giderek artiyor. Henuz bir yilini doldurmamis olmasina ragmen Londra'da gerceklestirdigi calismalarda buyuk basari elde eden CTSD, cesitli partilere mensup milletvekillerinden destek bulmaya devam ediyor. 
 
Gectigimiz gun Muhafazakar Partili Enfield milletvekillerinden Nick De Bois ile parlementoda biraraya gelen CTSD Direktorlerinden Ibrahim Dogus ve Giran Ozcan, merkezin yeni donem calismalarina iliskin milletvekili Nick De Bois'i bilgilendirdiler. 
 
Milletvekili Nick De Bois gorusmede yaptigi konusmada CTSD'nin calismalarini yakindan takip ettigini, Turkiye ve Kibrisa iliskin CTSD tarafindan duzenlenen etkinliklere buyuk keyif alarak katildigini dile getirerek, CTSD'nin cok onemli bir boslugu doldurmaya aday olduguna inandigini, CTSD'nin tum calismalarini desteklemeye hazir oldugunu dile getirdi. 
 
Parlementoda gerceklesen gorusme'de milletvekili Nick De Bois ile 1 saati askin gorusen Ibrahim Dogus ve Giran Ozcan, Turkiye'de yasanan son gelismelere iliskinde milletvekilini bilgilendirdiler. 
 
Onumuzdeki aylarda Turkiye'den taninmis gazeteci, yazar ve siyasetcilerin katilacagi yeni programlar duzenleyecegi ogrenilen CTSD'nin calismalarini milletvekillerinin katilimiyla parlementoda duzenlemesi bekleniyor.