Showing posts with label centre for turkey studies. Show all posts
Showing posts with label centre for turkey studies. Show all posts

Wednesday, 22 January 2014

CENTRE FOR TURKEY STUDIES 3.TOPLUMSAL BASARI ODULLERI ICIN ONERILER ALINMAYA BASLADI

CENTRE FOR TURKEY STUDIES 3.TOPLUMSAL BASARI ODULLERI

 Londra merkezli calismalarini surduren Centre for Turkey Studies (CEFTUS) her yil geleneksel olarak duzenledigi toplumsal basari odullerinin ucuncusu icin hazirliklarini baslatti.



CEFTUS tarafindan duzenlenen toplumsal basari odulleri Londra merkez’de Sheraton Hotel’de cok sayida devlet bakani, milletvekili, Britanya ve Turkiye’li taninmis isadami, gazeteci/yazar ve seckin davetlinin katilimiyla farkli kategorilerde, bagimsiz juri uyeleri tarafindan verilen kararlar ile sahiblerini buluyor.



CEFTUS’un 3.toplumsal basari odullerinde Juri uyesi olarak bu kez aralarinda Barones Meral Ece, Hackney belediye meclisi ve kabine uyesi Feryal Demirci, Enfield Belediye meclis uyesi Yasemin Brett, Haringey belediye meclis uyesi Dilek Dogus, Prickly Pear firmasi direktoru Ipek Ozerim, Haringey belediye meclis adayi Peray Ahmet, Avukat Ibrahim Sal,  Isadamlari Nural Ezel, Ali Matur, Hasan Dikme, Haydar Ulus, Mustafa Topkaya, Umut Selvi ve Sercan Erkaslan ile toplumlarimiz tarafindan yakindan taninan bir cok onemli ismin olmasi bekleniyor.



CEFTUS 3. Toplumsal basari odullerinin asagidaki kategorilerde sahiblerini bulmasi bekleniyor. CEFTUS adina aciklama yapan merkezin direktoru Ibrahim Dogus, toplumsal basari odulleri icin onerilerin merkezin websitesi www.ceftus.org uzerinden, email ile ise info@ceftus.org adresi uzeri gonderilebilecegini belirtti. Gectigimiz yillarda yogun oneriler geldigini dile getiren Ibrahim Dogus, 

CEFTUS 3.toplumsal basari odullerinin cok daha genis kesimlere ulasarak toplumlarimiz uyesi olan bireyleri odullendirerek yeni nesillere ornek bireyleri one cikarmaya devam edeceklerini soyledi.

CEFTUS 3. TOPLUMSAL BASARI ODULLERI ICIN ASAGIDAKI KATEGORILER ICIN ADAY GOSTERILEBILINIR.

1-      Business Award for Male Role Model
2-      Community Award for Female Role Model
3-      Manufacturing and Retail
4-      Community Award for Male Role Model
5-      Media
6-      Digital Media
7-      Arts and Culture
8-      Politics
9-      Education
10-   Science and Innovation
11-   Legal Service
12-   Civil Service
13-   Retail
14-   Food
15-   Financial services/Accountancy
16-   Property/Estate Agents:
17-   Wholesalers / Suppliers
18-   Best employer
19-   Young Entrepreneur
20-   Health
21-   Non-profit Organisation Award
22-   Lifelong Achievement Award



Sunday, 23 June 2013

ECE TEMELKURAN BRITANYA PARLEMENTOSUNDA KONUSTU

Başbakan üslübu ile kutuplaştırıyor











Türkiye'nin en tanınmış gazeteci ve yazarlarından Ece Temelkuran İngiliz Parlamentosu'nda düzenlenen bir toplantıda AK Parti hükümeti ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert eleştiriler yöneltti. Konuşmasına Gezi Parkı olayları nedeni ile sokağa dökülen eylemcileri selamlayarak başlayan Ece Temelkuran çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu göstericilerin Erdoğan’ın süreklilik kazanan aşağılayıcı üslübu ve polis şiddetine karşı isyan ettiklerini ifade etti. Göstericilerin ‘bir avuç yağmacı’ olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını savunan Temelkuran, “Türkiye’nin 81 vilayetinden sadece 4’ünde insanlar sokaklara dökülmedi. Protestolar, askeri darbelerin apolitize hale getirdiği gençlerin, güçlerinin farkına varmalarını, korkuları ile yüzleşecek gücü kendilerinde bulmalarını ve birbirlerini sevmelerini sağladı” dedi. Temelkuran izleyicilere bu alışılmadık ve her türlü ideolojik etiketten uzak, kendiliğinden gelişen ve lideri olmayan hareketi yaşayabilmek için Taksim’e gitmeleri çağrısında da bulundu.







ERDOĞAN TOPLUMUN BİR KESİMİNİ YOK SAYIYOR

İstanbul’da başlayan olayların Gezi Parkı’nda eylem yapan çevrecilere orantısız polis şiddetinin uygulanması ile kıvılcım aldığını hatırlatan Ece Temelkuran, protestoların ülke geneline yayılmasında Başbakan Erdoğan’ın üslubu ve söylemlerinin etkili olduğunu savundu. Erdoğan’ın tavrının son bir kaç haftalık bir durum gibi değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Temelkuran sözlerini şöyle sürdürdü “Başbakan bu söylemlerini 10 yıldır sürdürüyor. Sokaklara dökülen insanların, iktidara karşı muhalefet yaptıkları için cezaevlerine konulan öğrencilerin, gazetecilerin, sendikacıların ve politikacılara da destekleri var. Başbakan her zaman yaptığı gibi Gezi parkı olaylarından sonra da toplumu kutuplaştıran  konuşmalar yapmaya devam ediyor. Konuşmalarında doğru olmayan argümanlar kullanıyor. Özellikle Taksim olaylarının başlamasının ardından çıktığı Afrika gezisinden dönüşte kışkırtıcı konuşmalar yapıyor. Örneğin bir camiye ayakkabılarla girildiği ve içerde alkol içildiği gibi iddiaları, söz konusu caminin imamımın yalanlamasına rağmen, her fırsatta dile getiriyor. Ayrıca göstericileri kovalarken düştüğü için yaşamını kaybettiği ifade edilen polis memurunun da şehit edildiği ileri sürüyor. Bu söylemler provokatif ve toplumu bölüyor.”










TÜRK BAHARI DEĞİL!

Ünlü yazar Ece Temelkuran, İşçi Partisi milletvekili Seema Malhotra’nın ev sahipliği yaptığı ve Middlesex Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tunç Aybak’ın yönettiği toplantıda, Türkiye’deki olayların batı medyasında aktarılış biçimini de eleştirdi.  Gösterilerin laik-Müslüman çatışması gibi sunulmasının doğru olmadığını vurgulayan Temelkuran, eylemlerde Kürtlerden anti-kapitalist Müslümanlara kadar her kesimden insanın yer aldığına dikkat çekti.  “ Protestoları ‘Türk baharı’ olarak adlandırmak sadece doğru değerlendirme yapmak için tembellik değil aynı zamanda emperyalist bir yaklaşıma da işaret ediyor” diyen ünlü gazeteci, batı medyasının protestoculara Hollywood filmi oyuncuları gibi yaklaştığını, kendileri açısından beğendikleri bir filmi adlandırmaya kalkışan yapımcılara benzediklerini söyledi. Ece Temelkuran, Türk medyasının olaylar karşısında izlediği tutumun utanç verici olduğunu da sözlerine ekledi. 
Çok sayıda akademisyen, öğrenci ve profesyonelin katıldığı toplantıda, İşçi Partisi milletvekili Ann Clywd ile Lordlar Kamarası üyesi Lord Hylton da hazır bulundu.











Sunday, 9 June 2013

MEMLEKET 'KUZEY LONDRA'

MEMLEKET 'KUZEY LONDRA'















Londra merkezli Türkiye Araştırmalar Merkezi'nin (Centre for Turkey Studies) İngiliz parlamentosunda düzenlediği ‘Londra'da yaşayan Kürt ve Türklerin Britanya ve Türkiye ile ilişkileri' başlıklı toplantı yapıldı. Türk ve Kürt göçmenlerin İngiltere'ye entegrasyonları, kimlik ve politik aidiyetleri ile başta İngilizler olmak üzere diğer toplumlarla ilişkilerinin de  konu alındığı toplantıya Edmonton bölgesinin İşçi Parti'li milletvekili Andy Love ev sahipliği yaptı.
Toplantıya konuşmacı olarak Leicester Üniversitesi öğretim üyesi sosyolog Dr İpek Demir ile Regent’s College Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Dr Doğuş Şimşek katıldılar.

KÜRTLERDE KİMLİK AİDİYETİ PEKİŞTİ

Toplantıda ilk sözü alan Dr İpek Demir, Kürt kökenli Türkiyeli göçmenlerin İngiltere'ye göç sürecine ilişkin bilgiler aktardı. Yoğunluklu olarak Maraş, Sivas gibi bölgelerden göç eden Kürtlerin sayısına ilişkin net bir veri bulunmadığını aktaran Demir, 2011 yılında yapılan nüfus sayımında Londra'da yaşayan ve Türkiye doğumlu olduklarını ifade eden 61 bin kişinin önemli bir bölümünün Kürt olduğunun düşünüldüğünü kaydetti.
Türk ve Kürt toplumlarının Londra’nın etnik azınlık nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturduğunu, buna karşın İngiltere’deki Müslüman azınlık, kamu politikaları ve  diyaspora çalışmaları kapsamında görünmeyen bir toplum durumunda olduklarına vurgu yaptı. Konuşmasında 2012 yılında yayınlanan ve Kürt göçmenlerin uyum sorunlarını iredeleyen "Londra'da memleket mücadelesi; Kürt diyasporasının Türkiye bağlantısı" başlıklı çalışmasından bulgular aktaran İpek Demir, Kürtlerin Türkiye'ye karşı bir yandan bağlılık duyarken bir yandan da kültürel haklarının yok edilmek istendiği için göç etmek zorunda bırakıldıklarını düşünerek tepkili olduklarına işaret etti. Londra'da yaşayan Kürtlerin 90'lı yılların sonundan itibaren kendilerini daha baskın olarak 'Kürt' olarak ifade ettiklerine dikkat çeken Demir, ekonomik motivasyonlarla göç etmiş çok sayıda Türkiyeli göçmenin de Kürt kimliğinin pekiştiğini gözlemlediğini aktardı.

GENÇ JENERASYON TÜRKÇE SIKINTISI ÇEKİYOR

Toplantının diğer konuşmacısı olan Dr Doğuş Şimşek de konuşmasında Londra’da yaşayan ikinci nesil Türk ve Kürt gençlere yönelik araştırmasından bulgular paylaştı.  Araştırmasnı daha çok Türkiyeli göçmenlerin çoğunlukta bulunduğu Kuzey Londra’da gerçekleştirdiğini aktaran Şimşek, Türkiyeli göçmenlerin büyük çoğunluğunun dil, kültür ve diğer sosyal unsurlarla ilgili yaşadıkları sorunlar yüzünden Kuzey Londra’yı 'memleket' olarak nitelendirdiklerini kaydetti. Türk ve Kürtlerin söz konusu bölgede kendilerini daha güvende hissettiklerini ifade ettiklerini aktaran Şimşek,  bu bölgede yaşayan göçmenlerin Türkiye kültüründen kopamadığına ve entegrasyon sıkıntısı yaşadığına dikkat çekti. Dr Şimşek, Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk göçmenlerin, Londra’nın kozmopolit yapısının da etkisi ile kolaylıkla sosyalleşebildiğini ve uyum sorunu yaşamadıklarına vurgu yaparken, araştırmaları sonucunda bu göçmenlerin bir çoğunun Türkiye’de özellikle ana dilleri konusundaki yetersizlikten dolayı dışlandıklarına inandıklarını da dile getirdi.
Organizasyona ev sahipliği yapan Edmonton Milletvekili Andy Love ise, seçim bölgesinde yoğunluklu olarak yaşayan Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türklerin genel olarak aynı sorunları yaşadıklarını gözlemlediğini belirtirken, ortak bir payda yaratacak değerle oluşturulmasının önemli olduğunu söyledi.











RESIM ALTI IPEK DEMIR++
Sosyolog Dr İpek Demir  'Londra'da memleket mücadelesi; Kürt diyasporasının Türkiye bağlantısı' başlıklı çalışmasından bulgular aktardı.

RESIM ALTI DOGUS SIMSEK++
Dr Doğuş Şimşek Londra’da yaşayan ikinci nesil Türk ve Kürt gençlere yönelik araştırmasının sonuçlarını paylaştı.