Showing posts with label turkiye arastirmalar merkezi. Show all posts
Showing posts with label turkiye arastirmalar merkezi. Show all posts

Sunday, 23 June 2013

ECE TEMELKURAN BRITANYA PARLEMENTOSUNDA KONUSTU

Başbakan üslübu ile kutuplaştırıyor











Türkiye'nin en tanınmış gazeteci ve yazarlarından Ece Temelkuran İngiliz Parlamentosu'nda düzenlenen bir toplantıda AK Parti hükümeti ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert eleştiriler yöneltti. Konuşmasına Gezi Parkı olayları nedeni ile sokağa dökülen eylemcileri selamlayarak başlayan Ece Temelkuran çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu göstericilerin Erdoğan’ın süreklilik kazanan aşağılayıcı üslübu ve polis şiddetine karşı isyan ettiklerini ifade etti. Göstericilerin ‘bir avuç yağmacı’ olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını savunan Temelkuran, “Türkiye’nin 81 vilayetinden sadece 4’ünde insanlar sokaklara dökülmedi. Protestolar, askeri darbelerin apolitize hale getirdiği gençlerin, güçlerinin farkına varmalarını, korkuları ile yüzleşecek gücü kendilerinde bulmalarını ve birbirlerini sevmelerini sağladı” dedi. Temelkuran izleyicilere bu alışılmadık ve her türlü ideolojik etiketten uzak, kendiliğinden gelişen ve lideri olmayan hareketi yaşayabilmek için Taksim’e gitmeleri çağrısında da bulundu.







ERDOĞAN TOPLUMUN BİR KESİMİNİ YOK SAYIYOR

İstanbul’da başlayan olayların Gezi Parkı’nda eylem yapan çevrecilere orantısız polis şiddetinin uygulanması ile kıvılcım aldığını hatırlatan Ece Temelkuran, protestoların ülke geneline yayılmasında Başbakan Erdoğan’ın üslubu ve söylemlerinin etkili olduğunu savundu. Erdoğan’ın tavrının son bir kaç haftalık bir durum gibi değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Temelkuran sözlerini şöyle sürdürdü “Başbakan bu söylemlerini 10 yıldır sürdürüyor. Sokaklara dökülen insanların, iktidara karşı muhalefet yaptıkları için cezaevlerine konulan öğrencilerin, gazetecilerin, sendikacıların ve politikacılara da destekleri var. Başbakan her zaman yaptığı gibi Gezi parkı olaylarından sonra da toplumu kutuplaştıran  konuşmalar yapmaya devam ediyor. Konuşmalarında doğru olmayan argümanlar kullanıyor. Özellikle Taksim olaylarının başlamasının ardından çıktığı Afrika gezisinden dönüşte kışkırtıcı konuşmalar yapıyor. Örneğin bir camiye ayakkabılarla girildiği ve içerde alkol içildiği gibi iddiaları, söz konusu caminin imamımın yalanlamasına rağmen, her fırsatta dile getiriyor. Ayrıca göstericileri kovalarken düştüğü için yaşamını kaybettiği ifade edilen polis memurunun da şehit edildiği ileri sürüyor. Bu söylemler provokatif ve toplumu bölüyor.”










TÜRK BAHARI DEĞİL!

Ünlü yazar Ece Temelkuran, İşçi Partisi milletvekili Seema Malhotra’nın ev sahipliği yaptığı ve Middlesex Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tunç Aybak’ın yönettiği toplantıda, Türkiye’deki olayların batı medyasında aktarılış biçimini de eleştirdi.  Gösterilerin laik-Müslüman çatışması gibi sunulmasının doğru olmadığını vurgulayan Temelkuran, eylemlerde Kürtlerden anti-kapitalist Müslümanlara kadar her kesimden insanın yer aldığına dikkat çekti.  “ Protestoları ‘Türk baharı’ olarak adlandırmak sadece doğru değerlendirme yapmak için tembellik değil aynı zamanda emperyalist bir yaklaşıma da işaret ediyor” diyen ünlü gazeteci, batı medyasının protestoculara Hollywood filmi oyuncuları gibi yaklaştığını, kendileri açısından beğendikleri bir filmi adlandırmaya kalkışan yapımcılara benzediklerini söyledi. Ece Temelkuran, Türk medyasının olaylar karşısında izlediği tutumun utanç verici olduğunu da sözlerine ekledi. 
Çok sayıda akademisyen, öğrenci ve profesyonelin katıldığı toplantıda, İşçi Partisi milletvekili Ann Clywd ile Lordlar Kamarası üyesi Lord Hylton da hazır bulundu.











Wednesday, 12 June 2013

Profesor Dr Yaman Akdeniz ve Dr Kerem Altiparmak Ingiltere parlementosunda konustu

'Erdoğan herşeyi kontrol altına almak istiyor'



İngiliz Parlamentosu Türkiye'nin Gezi parkı eylemleri ile sarsıldığı geçen hafta içerisinde 'AB üyeliğini hedefleyen Türkiye'de düşünce özgürlüğü' konulu bir toplantıya ev sahipliği yaptı.
Toplantıya konuşmacı olarak katılan Bilgi Üniversitesi rektör yardımcısı Profesör Dr Yaman Akdeniz Türkiye'de internet özgürlüğüne ilişkin çarpıcı bilgiler aktardığı konuşmasında 30 bin dolayında web sitesinin yasaklandığını kaydederken, Ankara Üniversitesi'nden Dr Kerem Altıparmak, AK Parti iktidarının siyasetin yanısıra ekonomiden medyaya bütün alanlarda kontrol sağlamaya çalıştığını savundu.

BİREYSEL ÖZGÜRLÜKLER KISITLANIYOR

Londra Merkezli Türkiye Araştırmalar Merkezi'nin CTS(Centre for Turkey Studies) organize ettiği toplantıya İşçi Parti'li gölge Avrupa Bakanı Emma Reynolds ev sahipliği yaptı.Toplantıda ilk söz alan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Dr. Kerem Altıparmak, AK Parti iktidarı ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bütün toplumsal alanları kontrol altına almaya çalışan bir anlayış içerisinde olmakla eleştirdi. Spor kulüplerinden medya kuruluşlarına, üniversitelerden yargıya bütün kurumlarda iktidar baskısının bulunduğunu savunan Altıparmak, Gezi parkı ile başlayan ve bütün ülkeye yayılan olayların, söz konusu baskıcı anlayışa tepki olduğunu ifade etti. Başta İstanbul ve Ankara'da olmak üzere polisin Gezi parkına destek gösterilerine orantısız bir şiddet uyguladığını bizzat gözlemlediğini kaydeden öğretim üyesi, 'Türkiye'de artık hiç birşey bundan sonra eskisi gibi olmayacak' dedi.

Ak Parti'nin bireysel özgürlükler üzerinde de ciddi kısıtlamalar uygulamaya çalıştığını söyleyen Kerem Altıparmak, alkol satışlarına yönelik düzenlemenin de bu anlayışın bir sonucu olduğunu ifade etti. Hükümetin düzenlemeye gerekçe olarak gösterdiği insan sağlığını korumak kaygısının gerçekçi olmadığını savunan Altıparmak konuşmasını şöyle sürdürdü: " Türkiye'de batılı ülkelerde olduğu gibi ciddi problemler yaratan bir alkol tüketimi bulunmuyor. Ülkemizde kişi başına tüketilen alkol miktarı İran'ın biraz üzerinde. Dolayısıyla insan sağlığı gerekçesi akla yatkın görünmüyor. Burada iktidar ve Başbakan'ın günlük hayata direkt müdahaleleri söz konusu. Türk vatandaşlarının yaşamlarını kendi dünya görüşlerine uygun biçimde şekillendirmeye çalışan bir anlayış giderek etkili oluyor. Erdoğan, insanların kaç çocuk yapacaklarından kürtaja, dizi filmlerden üniversitelere kadar herşeye karışan bir üslüp dayatıyor. Gezi parkı ile başlayan olayları bu baskının sonucu olarak görmek gerekiyor."

İNTERNET SİTELERİNE KEYFİ YASAKLAMA
Toplantının bir diğer konuşmacısı olan Profesör Yaman Akdeniz de Türkiye'de internet özgürlüğünün son on yılda ciddi yasaklamalarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Geçen yıl itibari ile 30 bini aşkın web sitesinin kapatıldığını belirten Akdeniz, bunların önemli bir bölümünün çocukların korunması gerekçe gösterilerek yasaklandığına dikkat çekti.Kerem Altıparmak ile yürüttükleri Cyber-Rights.org projesi kapsamında dünyaca ünlü Playboy dergisinin sitesine Türkiye'den erişimin engellenmesine karşı dava açtıklarını ve kazandıklarını belirten Profesör Akdeniz, konuşmasında bir başka davayı da şöyle anlattı: " 2008 yılından, dünyaca ünlü bilim adamı Prof.Richard Dawkins’e ait olan ve milyonlarca ziyaretçisi bulunan www.richarddawkins.net internet sitesine erişim mahkeme kararı ile engellendi. Karara gerekçe olarak  Adnan Hoca olarak da bilinen Adnan Oktar’ın, Prof. Dawkins’in sitesi aracılığıyla kendisine hakaret edildiği iddiası gösterilmişti. Söz konusu ifadeler, sitede yapılan ziyaretçi yorumlarıydı. Site yaklaşık 2 yıl kapalı kaldıktan sonra bizim girişimlerimiz ve uzun süren mahkeme sürecinden sonra açıldı. Ancak Oktar davasını temyize taşıdı.Bu gibi pek çok yasaklamayı, avukat desteği sağlayarak yargıya taşıyoruz."

Facebook, twitter gibi sosyal alanlardaki ifade özgürlüğüne yönelik baskıcı uygulamaların da sık sık gündeme geldiğini kaydeden Yaman Akdeniz, internet mesajı yüzünden hapis cezası alan Fazıl Say davasının çarpıcı bir örnek olduğunu vurguladı.
Profesör Akdeniz, 2011 yılında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından internet  servis sağlayıcıları ve hosting firmalarına  gönderilen 130'dan fazla yasaklı sözcük kelime listesinin de, internet kısıtlamalarının geldiği noktayı göstermesi bakımından dikkat çekici olduğunu söyledi. Akdeniz söz konusu listede Adrianne, baldiz, çıtır, Haydar, friki, ateşli, şişman gibi sözcüklerine yer aldığını kaydetti.

CTS'in davetlisi olarak İngiltere'ye gelen Profesör Dr Yaman Akdeniz ile Dr Kerem Altıparmak 6 Haziran günü de Oxford'da bir toplantıya konuşmacı olarak katıldılar.


NOT:  Toplanti gorselleri icin asagidaki linke bakabilirsiniz..


Sunday, 9 June 2013

Ece Temelkuran Parlementoda Konusacak

Ece Temelkuran Parlementoda Konusacak
CTS ‘Turkiye: Bilmek Istemediginiz Hersey!’ Konulu Toplantisi





Londra merkezli Türkiye Araştırmalar Merkezi'nin (Centre for Turkey Studies) İngiliz Parlamentosu’nda düzenlediği etkinlikler tum hiziyla devam ediyor. ‘Turkiye: Bilmek istemediginiz hersey' başlıklı toplantıya konuşmacı olarak gazetecei ve yazar Ece Temelkuran katılacak. Toplantıya Feltam ve Heston bölgesinin İşçi Parti’li milletvekili Seema Malhotra ev sahipliği yapıyor.

Bugüne kadar düzenlediği Türkiye odaklı toplantılara konuşmacı olarak çok sayıda tanınmış yazar ve akademisyeni davet eden CTS, bunlara bir yenisini daha ekliyor. 12 Haziran Çarşamba günü 8-10 saatleri arasında gerçekleşecek toplantı Parlamento'nun 10 numaralı odasında yapılacak.

Toplantıya konuşmacı olarak katılan Ece Temelkuran Turkiye'nin taninmis yazar ve siyaset yorumcularindan birisidir. Ece Temelkuran kariyerine 1993 yilinda gazeteci olarak basladi ve 2000 yilindan beri kose yazarligi yapmaktadir.  Kurt ve Ermeni sorunlari, kadin haraketleri ve siyasi mahkumlar gibi Turkiye'de tartismali konularda bircok yayini bulunan Ece Temelkuran, the Pen for Peace ve Yilin Gazatecisi gibi bircok odul layik goruldu. 12 kitabinin arasindan iki kitabi Ingilizceye basilan Ece Temelkuran'in en son romani "Dugumlere Ufleyen Kadinlar" gectigimiz Subat ayinda kiapcilarin raflarinda yerini aldi. Ece Temelkuran'in ayrica, Nawaat, The New Left Review, Le Mode Diplomatique, Global Voices Advocacy, Al Akhbar, New Statesman ve the Guardian gibi bir cok uluslarasi gazate ve dergide yayinlari bulunmaktadir. Ece Temelkuran Oxford Universitesi Reuters Ensitutusu’nde Gazetecilik bolumunde ziyaretci arastirmaci olarak bulunmustur.

12 Haziran Çarşamba günü 08-10 saatleri arasında Parlamento'nun 10 numaralı odasında yapılacak toplantıya katılım için www.ceftus.org uzerinden kayıt yaptırmak yeterli olacaktir.


MEMLEKET 'KUZEY LONDRA'

MEMLEKET 'KUZEY LONDRA'















Londra merkezli Türkiye Araştırmalar Merkezi'nin (Centre for Turkey Studies) İngiliz parlamentosunda düzenlediği ‘Londra'da yaşayan Kürt ve Türklerin Britanya ve Türkiye ile ilişkileri' başlıklı toplantı yapıldı. Türk ve Kürt göçmenlerin İngiltere'ye entegrasyonları, kimlik ve politik aidiyetleri ile başta İngilizler olmak üzere diğer toplumlarla ilişkilerinin de  konu alındığı toplantıya Edmonton bölgesinin İşçi Parti'li milletvekili Andy Love ev sahipliği yaptı.
Toplantıya konuşmacı olarak Leicester Üniversitesi öğretim üyesi sosyolog Dr İpek Demir ile Regent’s College Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Dr Doğuş Şimşek katıldılar.

KÜRTLERDE KİMLİK AİDİYETİ PEKİŞTİ

Toplantıda ilk sözü alan Dr İpek Demir, Kürt kökenli Türkiyeli göçmenlerin İngiltere'ye göç sürecine ilişkin bilgiler aktardı. Yoğunluklu olarak Maraş, Sivas gibi bölgelerden göç eden Kürtlerin sayısına ilişkin net bir veri bulunmadığını aktaran Demir, 2011 yılında yapılan nüfus sayımında Londra'da yaşayan ve Türkiye doğumlu olduklarını ifade eden 61 bin kişinin önemli bir bölümünün Kürt olduğunun düşünüldüğünü kaydetti.
Türk ve Kürt toplumlarının Londra’nın etnik azınlık nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturduğunu, buna karşın İngiltere’deki Müslüman azınlık, kamu politikaları ve  diyaspora çalışmaları kapsamında görünmeyen bir toplum durumunda olduklarına vurgu yaptı. Konuşmasında 2012 yılında yayınlanan ve Kürt göçmenlerin uyum sorunlarını iredeleyen "Londra'da memleket mücadelesi; Kürt diyasporasının Türkiye bağlantısı" başlıklı çalışmasından bulgular aktaran İpek Demir, Kürtlerin Türkiye'ye karşı bir yandan bağlılık duyarken bir yandan da kültürel haklarının yok edilmek istendiği için göç etmek zorunda bırakıldıklarını düşünerek tepkili olduklarına işaret etti. Londra'da yaşayan Kürtlerin 90'lı yılların sonundan itibaren kendilerini daha baskın olarak 'Kürt' olarak ifade ettiklerine dikkat çeken Demir, ekonomik motivasyonlarla göç etmiş çok sayıda Türkiyeli göçmenin de Kürt kimliğinin pekiştiğini gözlemlediğini aktardı.

GENÇ JENERASYON TÜRKÇE SIKINTISI ÇEKİYOR

Toplantının diğer konuşmacısı olan Dr Doğuş Şimşek de konuşmasında Londra’da yaşayan ikinci nesil Türk ve Kürt gençlere yönelik araştırmasından bulgular paylaştı.  Araştırmasnı daha çok Türkiyeli göçmenlerin çoğunlukta bulunduğu Kuzey Londra’da gerçekleştirdiğini aktaran Şimşek, Türkiyeli göçmenlerin büyük çoğunluğunun dil, kültür ve diğer sosyal unsurlarla ilgili yaşadıkları sorunlar yüzünden Kuzey Londra’yı 'memleket' olarak nitelendirdiklerini kaydetti. Türk ve Kürtlerin söz konusu bölgede kendilerini daha güvende hissettiklerini ifade ettiklerini aktaran Şimşek,  bu bölgede yaşayan göçmenlerin Türkiye kültüründen kopamadığına ve entegrasyon sıkıntısı yaşadığına dikkat çekti. Dr Şimşek, Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk göçmenlerin, Londra’nın kozmopolit yapısının da etkisi ile kolaylıkla sosyalleşebildiğini ve uyum sorunu yaşamadıklarına vurgu yaparken, araştırmaları sonucunda bu göçmenlerin bir çoğunun Türkiye’de özellikle ana dilleri konusundaki yetersizlikten dolayı dışlandıklarına inandıklarını da dile getirdi.
Organizasyona ev sahipliği yapan Edmonton Milletvekili Andy Love ise, seçim bölgesinde yoğunluklu olarak yaşayan Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türklerin genel olarak aynı sorunları yaşadıklarını gözlemlediğini belirtirken, ortak bir payda yaratacak değerle oluşturulmasının önemli olduğunu söyledi.











RESIM ALTI IPEK DEMIR++
Sosyolog Dr İpek Demir  'Londra'da memleket mücadelesi; Kürt diyasporasının Türkiye bağlantısı' başlıklı çalışmasından bulgular aktardı.

RESIM ALTI DOGUS SIMSEK++
Dr Doğuş Şimşek Londra’da yaşayan ikinci nesil Türk ve Kürt gençlere yönelik araştırmasının sonuçlarını paylaştı.