Showing posts with label ibrahim dogusTurkiye arastirmalari merkezi. Show all posts
Showing posts with label ibrahim dogusTurkiye arastirmalari merkezi. Show all posts

Sunday, 12 May 2013

BASBAKAN YARDIMCISI ALI BABACAN CENTRE FOR TURKEY STUDIES DIREKTORU IBRAHIM DOGUS ILE GORUSTU

Londra merkezli çalışmalarını geliştirerek sürdüren Centre for Turkey Studies (Türkiye araştırmaları merkezi), düzenli periodlarla Britanya parlementosu, İngiltere'nin önemli üniversiteleri ve düşünce kuruluşları ile birlikte Türkiye İç ve Dış politikası konulu önemli çalışmalar düzenleyerek alanında sürekli gündeme oluşturmaya devam ediyor.



Centre for Turkey Studies çalışmaları kapsamında bir çok uluslararası konferansa da davetli olarak katılıp, merkezin tanınması ve farklı projelerde birlikte ortak hareket edilebilecek yeni kurumlar ile ilişki geliştirme arayışınıda sürdürüyor.

Geçtiğimiz aylarda Avrupa Komisyonunun desteklediği bir proje kapsamında İspanya'da çeşitli konferans ve etkinliklere davet edilen Centre for Turkey Studies, bu kez kuruluşundan beri ilk kez yıllık kongresini İstanbul'da gerçekleştiren Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (European Bank of Reconstruction and Development) davetlisi olarak İstanbul'da gerçekleşen kongreye katıldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın açılış konuşması ile başlayan kongre boyunca aralarında çeşitli ülkelerin devlet bakanları, uluslararası kuruluşların üst düzey yöneticileri, Türkiyeli önemli firmaların genel müdürleri (CEO) ile çok sayıda basın mensubunun yakından takip ettiği kongreye Centre for Turkey Studies direktörü İbrahim Doğuş'da katılarak bir dizi görüşme gerçekleştirip, merkezin çalışmları hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Kongre kapsamında Başbakan yardımcısı Ali Babacan tarafından Çırağan sarayında bir resepsiyon verildi. Resepsiyonun davetlileri arasında yer alan Merkezin direktörü İbrahim Doğuş, burada başbakan yardımcısı Ali Babacan ile görüşerek, merkezin çalışmaları ve Türkiye'de yaşanan gelişmeler üzerine sohbet etti.

Centre for Turkey Studies'in önümüzdeki aylarda çalışmalarını güçlendirerek devam ettireceğini dile getiren İbrahim Doğuş, çalışmalarının Türkiye'den de beğeniyle takip edildiğini gördüklerini, merkezin daha güçlü projeler ile büyümeye devam edeceğini açıkladı.

Friday, 18 January 2013

TURKIYE ARASTIRMALARI MERKEZI VE IFDP PARLEMENTODA ORTAK TOPLANTI DUZENLEDI




Londra merkezli calismalarini surduren Centre for Turkey Studies- CTS (Turkiye Arastirmalari merkezi) gectigimiz gun Uluslararasi baris ve demokrasi forum'u (IFDP) ile ortaklasa parlementoda "Turkiye'de gencligin siyasette ki rolu ve orta siniflar yeni bir duzen kurabilirmi" baslik bir toplanti duzenledi. 

IFDP'nin kurucu baskani, ayni zamanda Avrupa'dan sorumlu devlet bakani Egemen Bagis'in danismanligini yapmis olan Tuna Beklevic'in konusmaci olarak katildigi toplantiya farkli kesimlerden yogun katilim oldugu gozlendi. Isci partili milletvekili Chris Williamson'in evsahipliginde parlementonun 5 numarali oda'sinda gerceklesen toplantiyi Turkiye arastirmalari merkezi yetkililerinden Siddik Bakir yonetti. 

IFDP baskani Tuna Beklevic'in Dunya'da yasanmakta olan sorunlara ve sorunlara iliskin cozum onerilerini iceren konusmasinin ardindan dinleyicilerden gelen sorularin cevaplandirilmasiyla devam eden toplanti iki saat surdu. Toplanti sonra yaptigi aciklamada, Tuna Beklevic, IFDP'nin 190 ulkeden 50 bini askin kisi tarafindan takip edildigini, Britanya'ya yonelik olarak calismalarini guclendirmeyi amacladiklarini dile getirdi. 

Gazetemize aciklamada bulunan CTS direktoru Ibrahim Dogus ise, Turkiye arastirmalari merkez'inin IFDP gibi onemli kurumlarla birlikte calismalar gerceklestirmeye devam etmeyi umdugunu belirterek, oldukca verimli bir toplanti gerceklestirdiklerini ifade etti. 

Tuesday, 27 November 2012

CTS'den "TURKIYE'NIN YENI ANAYASASI: OLASILIKLAR VE ENGELLER " KONULU KONFERANS







Londra merkezli calismalarini surduren Centre for Turkey Studies -CTS (Turkiye arastirmalari Merkezi) Aralik ayi programi cercevesinde genis katilimli bir konferans duzenlemeye hazirlaniyor. CTS tarafindan duzenli olarak gerceklestirilen konferans ve seminerlere siyasetciler, akademisyenler, dusunce kuruluslari temsilcileri ve gazeteciler basta olmak uzere yogun katilim gerceklestigi biliniyor. 

"Turkiye'nin Yeni Anayasasi: Olasiliklar ve Engeller" basligi altinda duzenlenecek olan konferansa Turkiye'nin saygin akademisyenlerinden Sabanci Universitesi Ogretim gorevlisi ve Istanbul Politikalar Merkezi direktoru Profesor Fuat Keyman ile Ankara Atilim universitesi ogretim gorevlisi Profesor Levent Koker'in konusmaci olarak katilacagi konferansa Isci Partili Edmonton Milletvekili Andy Love'in ev sahipligi yapacagi ogrenildi. 

Britanya parlementosundan 10 aralik pazartesi aksami saat 7'de 10 numarali komite odasinda gerceklesecek olan konferansa katilim talebinin cok yuksek oldugunu aciklan CTS Direktoru Ibrahim Dogus, konferansda yalnizca 40 kisilik yer kaldigini, katilmak isteyenlerin en kisa zamanda www.ceftus.org websitesini ziyaret ederek kayitlarini yaptirmalari cagrisinda bulundu. Milletvekili Andy Love'in ev sahibliginde gerceklesecek olan konferans gunu, ayni tema'da Avrupa Yeniden yapilanma ve Kalkinma Bankasinin Londra merkez'deki ana merkezin'de yuvarlak masa toplantisi duzenlenecegi de ogrenildi. 

Monday, 7 May 2012

Hilal Kaplan Londra izlenimi


04 Mayıs 2012 Cuma
Britanya Parlamentosu'nda linçÜç gün boyunca Londra merkezli sivil toplum örgütü Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin (CTS) davetlisi olarak Britanya'daydım. CTS, Türkiye ile Britanya toplumu arasındaki sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine aracılık etmeye çalışan, alandaki ender ama oldukça başarılı bir kurum olma yolunda ilerliyor. Birinci kuruluş yıl dönümü etkinliğine Başbakan Yardımcısı Nick Clegg ve siyasî partilerden temsilcilerin yanı sıra Britanya'da yaşayan vatandaşlarımızdan katılımın hem yoğun hem de çeşitli kesimlerden gerçekleşmiş olması bunun göstergesiydi.
Ertesi gün, konuşmacı olacağımız panele katılmak için Amberin Zaman'la beraber Britanya Parlamentosu'ndaydık. Amberin Zaman, Suriye politikası üzerinden Türkiye demokrasinin eksik gördüğü yanlarını anlattı. Ben de o eksiklerin tarihsel kaynaklarıyla da alakalı olan Türkiye'deki modernleşme tecrübesini ve Atatürk kültünü ele aldım.
Ancak ne hikmetse, dinleyici kitlesi içerisinde, birbirlerini tanıdıkları belli olan yedi-sekiz kişi önce sunumlar sırasında yüksek sesle müdahalede bulundular, ardından soru-cevap kısmında ortalığı birbirine kattılar. Kimisi İngilizce bağırarak konuşurken, yanındakiler de daha kısık sesle Türkçe hakaretler ediyorlardı. Londra'daki Atatürkçü Düşünce Kulübü Başkanı'nın da aralarında olduğu bu grup, salondaki diğer katılımcıların da tepkisiyle en sonunda güvenlik eşliğinde dışarı çıkarıldı. Mevzubahis kişilerin söylemlerinden yola çıkarak gördüğüm tabloyu analiz etmek isterim:
1. "Sizin akademik birikiminiz nedir? Bu tahlilleri yapacak kadar eğitimli misiniz?"
Moderatörün bile isyan edip cevaplamamı istemediği bu üstenci soruyu, ben yine de cevapladım elbette. Ancak burada sorun benim ne kadar eğitimli olup olmadığımdan çok, soruyu soran "Aydın Türk kadın"ın başlıca amaçlarından birisinin, başörtüsü yasağı nedeniyle almak için mücadele etmek zorunda kaldığım akademik birikimden yoksun kalmam olmasıdır.
İkinci önemli noktaysa, istifade ettiğim kaynaklar bahsinde Erich Jan Zürcher'den Mete Tunçay'a kadar pek çok tarihçinin ismini sıraladığımda hanımefendinin sessizliğe boğulması oldu. Zira eğer tarihî gerçekleri bilmemek bir itham konusuysa, anlaşılan aynı cürmü kendisi muhtemelen sadece Nutuk okuyarak işlemişti.
2. "Pasaportunuz, Türkiye pasaportu mu? Eğer öyleyse kendi ülkenizden bunca şikâyet etmekten utanmıyor musunuz?"
Atatürkçü özneleşme süreçlerinde birey, Atatürk ve kısmen onun üzerinden devletle özdeşleştiğinden, Atatürkçü özneler devlete veya Atatürk'e yapılan en küçük eleştiriyi "kişisel" algılar. Onları eleştirmenizin, yedi cedlerine sövmenizden pek farkı yokmuş gibi feveran etmeleri biraz da bu yüzdendir. Ancak daha ilginci, Ak Parti hükümetine yapılan her eleştiriyi ayakta alkışlayacak kadar büyük coşkuyla karşılamaları olmuştur. Ak Parti, isterse bir on yıl daha memleketi yönetsin, kendi kafalarındaki devlet tahayyülüyle örtüşmeyecek sanırım.
3. "Allah cezanı versin"
Dinleyicilerden birisi ayağa kalkıp, yüzüme bakarak böyle dedi. Sen sunum boyunca, halkı İslâmî köklerinden ayırmak için hayata geçirilen jakoben uygulamaları anlat ve sana itiraz edenin sözü yine İslâmî kodlardan müteşekkil olsun. Bu tepkinin kendisi bile başlı başına mezkûr projenin çöküşüne delalettir.
Sunumda Atatürk kültüne ilişkin anlattığım ne varsa, bunu söz ve davranışlarıyla diğer dinleyicilere fazlasıyla kanıtlayan Atatürkçü katılımcılara teşekkür ederim. Ben, söz konusu kültün toplumsal olana ilişkin zararlarını istesem bile onlar kadar iyi anlatamazdım.
1915 bağı
Dinleyiciler arasında, yaşlı bir beyefendi söz alarak Ermeni asıllı olduğunu ama asla milliyetçi olmadığını, salondaki Türk milliyetçileriyle Ermeni milliyetçiler arasında pek çok benzerlik bulunduğunu söyledi.
"Karşımda hakikate bağlılıklarını cesaretle gösteren iki hanımefendi görüyorum" derken gözleri doldu, zorlukla sözlerine devam edebildi. Mustafa Kemâl'in İngiliz ve Fransız emperyalistlerle işbirliği yaparak cumhuriyeti kurduğu tezine ilişkin sorusuna cevap verirken 1915'e değinmeden bitirmek istemedim ve üç yıldır Taksim'de yapılan anmalardan bahsederek Türk-Ermeni ilişkilerine dair umudu yitirmemek gerektiğini söyledim. Panel bittikten sonra yanıma gelen ve tarih profesörü olduğunu öğrendiğim bu bey, yine gözleri yaşlı kulağıma eğildi ve şöyle söyledi: "Bizi memleketimizden kovanlar da işte bu zihniyete sahipti."
1915, Ermenilerle Müslümanların arasındaki bağı tamamen koparabilir, yüzyıllar boyunca bir arada yaşadığımızı unutturabilirdi. Ama İttihat ve Terakki zihniyetinin uyguladığı diğer toplumsal mühendislik projelerinde de olduğu gibi halkların belleği, devletlerin unutturma politikasına galip geliyor. 1915, dünyanın her yerinde aramızdaki bağı hatırlatan ve bu örnekte olduğu gibi pekiştiren bir acı olmayı sürdürüyor; hatırladıkça hafifleyen bir acı...